ÇEVRE HIGHLIGHTS - 29. SAYI
40 OCAK 2026 Saniye BENCİK KANGAL Akademisyen olmaya nasıl karar verdiniz? Bu kararınızda neler etkili oldu? Şimdi şöyle oldu: Ben hep üniversitede hoca olmak isterdim. Aslında öğretmen olmak isterdim. Sadece üniversitede hoca olmak değil, çocukken bile böyleydi, böyle bir ayım, bir köpeğim, bir tavşanım ve bir bebeğim vardı. Onları böyle hizaya oturturdum. Onların karşılarına geçer, ben onlara ders anlatırdım sürekli. Mesela hiç unutmuyorum. Onlara coğrafya anlatıyordum. Bunlara haritalar göstererek falan, böyle anlatmayı, paylaşmayı ben çok sevdim. Hem de hocalarıma çok hayran oldum üniversitede. Dedim ki ben buradan gitmek istemiyorum. E öyle olunca da akademisyenlik yolculuğum aslında tam o zaman başladı. Kendi hocalarıma hayranlık başladı. O içimdeki öğretme, anlatma tutkusuyla birleşince akademisyen oldum. Ama kolay olmadı. Yani öyle söyleyeyim. Onu olacağım deyip de hemen kolay olunmuyor. Yani asistanlığa ilk başvurduğumda mesela beni almadılar. Sonra tekrar başvurdum, tekrar girdim… Ama burada da ne istediğini bilip vazgeçmemek önemli. Teşekkürler. Çocuk gelişimi alanını seçmenizde sizi en çok etkileyen şey neydi? Tabii ben çocuklarla beraber olmayı hep çok severdim ve çocuklarla iletişimim hep çok iyiydi. Bu da benim çevrem tarafından fark edildiğinde dediler ki sen, çocuklarla çok iyisin ve çocuklarla ilgili bir şeyler yapmalısın. Bak, çocuk gelişimi diye bir bölüm var, tam sana göre! Ve çok yakın bir aile dostumuz vardı. Dedi ki, sen seneye bu bölümü yazmalısın, burada çok başarılı olursun. Bazen dışarıdan gözlemler bize ayna oluyor gerçekten. Ve ben de dedim ki neden olmasın, olabilir. Ama daha çok benim tercihlerim psikoloji üzerineydi. Ama biraz da dil gelişimi iyi bir çocuktum. Dil gelişiminiz iyi olunca, biraz güzel konuşunca çevreniz sizi hep hukuka yönlendirir. Aslında avukat olacaksan sen güzel konuşursun, dendi. Ama o yakınımızın o sözü benim için çok belirleyici oldu ve ben Çocuk Gelişimi Bölümü’nü yazdım Peki, sizce bir öğrencinin hayatta başarılı olması notlardan daha önemli midir, neden? Ben şöyle düşünüyorum: Notlar değil de öğrenmeyi sevmek, yaşam boyu öğrenmeyi sevmek ve seçmek çok önemli. Yani içindeki merak duygusu çok önemli. Bir şeyi merak edip araştırmak, sonra o araştırmanın sonucunda başka bir şeyi merak edip araştırmak. Yani yaşamboyu öğrenen olmayı seçmek bence ders notundan, ders başarısından hepsinden çok önemli. Ve belki size biraz klasik gelecek ama okumak, okumayı sevmek, okuyarak araştırmak… Teşekkürler. Lise öğrencilerinin kendilerini daha iyi tanımaları için neler yapmalarını önerirsiniz? Sınavlar çok fazla.Hepsınavlarahazırlanıyorsunuz, sınavları çözüyorsunuz. Ama onun dışında bir hayat var. Mesela yapmayı sevdiğiniz şeylere alan denemenizi öneririm. Merak duygunuzu alevlendiren şeyleri. O zaman bir denemen lazım, sadece o yaşlarda sınavlar, testler ve ödevlerin arasında kaybolmamak lazım. Arkadaşlık bu dönemde çok kıymetli. Arkadaşlarla beraber vakit geçirmeye alan açmak lazım. Ergenlik dönemindeki gençlerin en çok zorlandığı konular sizce nelerdir? Bizim ülkemizin kapsamında düşünürsek en çok zorlandığımız birinci konu sınav sistemi. Çok zor gerçekten. Sürekli çalışmanız gerekiyor, sürekli ödev yapmanız gerekiyor, sürekli test çözmeniz gerekiyor. Sizlere kendinizi tanıma fırsatı verebilecek, sınavlardan bağımsız bir yer olması lazım. Ama çok stres yükü altındasınız ergen olarak. O yüzden sizde en büyük stres, bu sınavlar nedeniyle oluyor. Ve stres tabii ki sizin hayatınızda zor bir noktaya geliyor ve böyle ilerleyince de gelişiminiz için olumlu olmuyor. O yüzden sizi birinci zorlayan şey sınavlar, ikinci zorlayan şey de anne babalarınız bence. Neden? Çünkü işte ergenlik döneminin özellikleri tam bilinmediği için sizi anlayamıyorlar. ‘Akademisyen Anne’ isminiz ortaya çıktığında bu kimlik size neler kattı? Ben böyle hep bir şeyler paylaşmayı çok seviyordum. Benim bir bloğum vardı, eskiden böyle blog sayfaları olurdu, web sayfası gibi. Ben orada böyle işte kendi okuduğum kitapları paylaşırdım, yaptığım harcı, gezdiğim yerleri falan paylaşırdım. Sonra Instagram çıktı ortaya. Yaptıklarımı oraya taşıdım. Yani orada okuduğum kitapları paylaşmaya başladım. Sonra anne oldum. Anne olduktan sonra ben blog sayfalarını okumaya başladım. Makalelere falan bakardım ama o makalelerde genelde sayısal veriler var, böyle duygular yok. Deneyimlerimi, bilgilerimle paylaşıp bir şeyler yazabilirim dedim. Öyle olunca sayfamın adını ‘Akademisyen Anne’ ye çevirdim. Yani anne olmamdan sonra değişti. Ve sonra orada gerçekten kendi annelik deneyimlerimle bilgi birikimimi harmanlayarak paylaşımlar yapmaya başladım. Teşekkürler. Sosyal medyanın gençler üzerindeki etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Tam gençlik dönemi, kimlik kazandığınız dönem. Hani farkındasınız ya da farkında değilsiniz ama kişiliğinizin temellerini attığınız dönem oluyor. Orada takip ettiğiniz kişi de sizin kişiliğinizin temellerine etki ediyor. Şimdi belki duymuşsunuzdur, en çok beraber olduğumuz beş kişinin ortalamasısınız, derler. Bu doğru bir şey, bilimsel bir şey. Ama artık sadece fiziksel olarak beraber olduğumuz beş kişinin ortalaması olmuyoruz. Onlara takip ettiğimiz kişiler de eklendi. Yani takip ettiğimiz kişiyi yan yana beraber vakit geçirdiğimiz arkadaşımızdan daha çok görüyoruz. Dolayısıyla o takip ettiğimiz kişinin neyle ilgilendiği bizim neyle ilgilendiğimize dönüyor. Takip ettiklerimiz çok önemli. Negatif şeyleri takip etmememiz gerekiyor. Teşekkürler. Akademisyenlik yolunu seçmek isteyen lise öğrencileri kendini şimdiden nasıl hazırlamalıdır? Akademisyenlik nasıl bir şey biliyor musun? Sürekli okuyup çalışman gereken, sürekli araştırman gereken bir alan. Eğer okumayı, araştırmayı seviyorsan, meraklı bir insansan ve birazcık da güçlüklere karşı, zorluklara karşı dayanıklılığın fazlaysa…Çünkü sadece okumak, yazmak değil, rekabetin de yüksek olduğu bir alan aslında. Eğer bu konularda kendini güçlü hissediyorsan o zaman önce üniversitede İstediğin alanı seçip sonra o alanda derinlemesine çalışarak akademisyenlik yoluna adım atmalısın. Gençlerin gelecek kaygısıyla başa çıkmaları için ne tavsiye edersiniz? Tabii ki bu çok zor ve gelecek kaygısının da ne düzeyde olduğu çok önemli. Ama eğer baş edemeyecek düzeydeyse yani o kaygın, sınav başarına etki ediyorsa, kaygıdan sınavlara konsantre olamıyorsan o zaman profesyonel destek almalarını tavsiye ederim. Ama onun dışında gelecek kaygısıyla baş etmek için hayatta kendilerine alan açmaya çalışmalarını tavsiye ediyorum. Lise öğrencilerine hayatla ilgili vermek istediğiniz en önemli mesaj nedir? Sanıyoruz ki hayat böyle hep pembe, çok güzel başarılarla dolu. Hayat öyle bir şey değil! Hayat bir düşersin, bir kalkarsın, tamam mı? Şimdi önemli olan hiç düşmemek değil, düştükten sonra ayağa kalkmak. Hep düşeceğiz, hep düşüşler olacak. Sınavdan bir gün düşük not alacağız. Ama ne yapacağız? Hadi düşük not aldım, ben bunu beceremiyorum diye kenara çekilmek yok! İşte, düştüğümüz zaman kalkacağız, oturacağız, çalışacağız. Eksiğimiz ne? Bir sonrakine daha iyi yapabilirim diye düşüneceğiz.
RkJQdWJsaXNoZXIy MjIxMTc=