ÇEVRE HIGHLIGHTS - 29. SAYI
48 OCAK 2026 Çatalhöyük Kazı Başkan Yardımcısı Dr. Gözde PARLAK ve Ekibi ile Röportaj Merhaba, ben Çevre Kolejinden Elif Nas Yüksel. Bizimle röportaj yapmayı kabul ettiğiniz için ve bize zaman ayırdığınız için teşekkür ediyorum. Biz teşekkür ederiz. Bize Çatalhöyük’ü anlatır mısınız? Buradaki arkeolojik çalışmalarla ilgili bilgi verebilir misiniz? Pamukkale Üniversitesi olarak Çatalhöyük kazı çalışmalarını hocam Profesör Doktor Ali Ozan’la devraldık. Burada çeşitli üniversiteden ekiplerle, diğer grup arkadaşlarımla beraber çalışmalara devam ediyoruz. Zaten birlikte gezdiğimiz karşılama merkezimizdeki alanları sizler de gördünüz. Kısaca biliyorsunuz 1950’li yıllardaburası keşfediliyor. 1960’tan itibarenbelirli aralıklarla kazı çalışmaları değerli hocalar tarafından yapılıyor. Bu seneden itibaren de biz çalışmaları devraldık. Gezdiğimiz çatılı alan Kuzey Koruganı’nda. Burası “Doğu Çatı Höyük” olarak geçiyor ve bu sene diğer çalışmaları yaptığımız yer, bu höyüğün karşı tarafında “Batı Çatı Höyük” var. Orada ağırlıklı kazı çalışmalarını yaptık. Doğu Höyük yaklaşık üç tane tepeden oluşuyor. Gezdiğimiz çatılı alan bunlardan bir tanesi gezemediğiniz güney koridoru dediğimiz diğer çatılı alan ve yürüyüş yolunda gördüğünüz beyaz yüzeyi kapatılan alan, orası da doğu alan diye geçiyor. Bu üç alanda çalışmalar devam ediyor şu an için. Seneye bu çalışmaları daha da genişleteceğiz. Doğu Çatı Höyük Neolitik diye geçiyor. Neolotik az çok bilirsiniz belki. İlk yerleşik yaşama geçişi temsil eder bana. Batı Çatal Höyük ise daha çok Kalkolitik Dönem olarak devam ediyor. Burası Neolitik’ten sonra yerleşilen evleri temsil ettiği için önemli. Biz de bu sene çalışmalara orada ağırlık verdik. Çünkü Neolotik Dönem’den sonraki geçişi daha iyi anlayabilmemiz gerekiyordu ve çalışmalar orada daha etkin kaldığı için ağırlık verdiğimiz bir dönemdi biz için. Ama bu demek değil ki burada çalışmaları bıraktık. Kuzey Korugan’ı dediğimiz çatılı alan içerisinde basit koruma onarım adı altında restorasyon çalışmaları gerçekleştirdik ve aynı şekilde şu gördüğünüz üzeri kapatılan beyaz alanda da yine Neolitik tabakalara ulaşmak için ekip tarafından çalışmalar yapıldı. Belirli sorularımız oluyor kazmaya başladığımızda. Aynı şekilde, hangi alanları çalışabiliriz diye de ön çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Bunun için de jeoradar kullanabilirsek eğer jeoradarla bir tarama çalışması yapıyoruz. Alt tabakalarda neler var, taş sıraları vesaire var mı diye. Bunlar, bizim bir çalışma alanı seçmemizdeki büyük etkenlerinden birisi oluyor. Ya da yüzeyde yürüyüp oradaki malzemeyi toplayıp ona göre de bir değerlendirme yapabiliyoruz. Ona göre bir çalışma alanı seçebiliyoruz. Nitekim bu höyükte yapılan kazı çalışmalarının başlama sebebi yüzey araştırmasında elde edilen çanak çömlekler, bazı oksidan bilgi parçalarıydı. James Mellaart, tarafından burası keşfediliyor. 1950’li yıllarda artık dünya basınına yansıyan bir yerleşim yeri oluyor. Çevrede pek çok kazı var. Konya Ovası höyükler açısından çok zengin bir yer. Buradan yola çıktığınızda da sağa sola bakarsanız böyle bir sürü tepecikler görürsünüz. Bunların hepsi aslında birer yaşam alanı. Biz bunlara höyük diyoruz. Kazmaya başladığımızda şöyle bir pasta dilimi gibi düşünürseniz eğer her bir evresi de bir yapı katını temsil ediyor. Burada da mesela o çatılı alanı gezdiğimiz yerde yediye yakın bir yapı katı var. Doğu Çatalhöyük’te yani bu taraftaki Neolitik tabakalar daha çok tek yapı katından ve tepeden girilen kerpiç planlı yerleşim alanı. Batıda ise kalkolitikte daha çok iki katlı yapıları görüyoruz. Bu sene biz çalışmalarda daha geç dönemlere ait mezar tabakalarını açtık. Bunlar da Roma Bizans dönemine tarihleniyor. Önümüzdeki yıldan itibaren belki doğudan batıya geçişe yönelik bazı soruları cevaplayabileceğimizi düşünüyoruz. Her şey arazide bitmiyor, bir de bunun ev ekonomisi var. Arazideki çalışmalarımız bittiğinde evdeki laboratuvar çalışmalarımız başlıyor. Bulduğumuz bütün çanak çömlekleri yıkamak, kemikleri yıkamak ya da küçük buluntu dediğimiz bilgiler, işte çakmak taşı gibi küçük buluntuları, figürleri temizleyip onları hazır hale getirmek gibi uzun bir süreç var. Aynı şekilde eğer bir şeyler parçalanmışsa ya da tahribata uğramışsa onları da restorasyon ekibine veriyoruz, her buluntunun ayrı bir uzmanı var. Kazı çalışmaları sırasında dikkat edilmesi gereken temel unsurlar nelerdir? Özellikle buluntuların korunması ve belgelenmesi konusunda nasıl bir yöntem izlenmektedir? Öncelikle herhangi bir buluntu bulunduğunda ilk yapılması gereken belgelenmesi, fotoğraflanması, etrafının düzgünce temizlenmesi, gerekirse orada çiziminin yapılması. Ayrıca restorasyon gerekiyorsa o birimle ilgili uzman kişileri çağırıp onların önerilerini dinleyerek o buluntuyu o saatten sonra ilgili kişilere teslim etmelisiniz. Buradaki kazılar Neolitik Çağ hakkında önceki bilgileri nasıl etkiledi? Değiştirdi mi? Genel olarak Çatalhöyük’teki kazıların daha öncesinde Neolitik Çağ’ın bu bereketli hilal bölgesinde olduğu düşünülüyordu. Yani bu Mezopotamya tarafında. Türkiye’nin güneydoğu kesimi ve Suriye, İran, Irak o bölgeleri düşünebilirsiniz. Ama buradaki çalışmalarla aslında bu sürecin bu bölgelerde başlamış olduğu ve daha erkene gittiğini tespit ettiler. Çünkü arkeoloji çalışmaları böyledir. Yani her şey için bir şey bulduğunuzda bu ilk diyemezsin. Bilinen ilk ya da bilinen ilk veriler şeklinde konuşuruz. Çünkü daha kazılmayan bir sürü bölge var, bir sürü yer var. Çatalhöyük bu açıdan önemli. Şu ana kadar bildiğimiz dünyadaki en erken yerleşimlerden yani Neolitik yerleşimlerden bir tanesi. Çatalhöyük’teki kazılarda sizi en çok şaşırtan buluntu neydi? Fosil mesela. Bu sene bir denizyıldızı fosili bulmuştuk. O bayağı şaşırtmıştı hepimizi aslında. Başına toplanıp incelemiştik. Bu bölgenin korunması için ne tür çalışmalar yapıyorsunuz? Restorasyon ekibi olarak biz özellikle bu sene kuzey tarafında koruma ve onarım projelerine yönelik çalıştık. Kuzey tarafındaki duvarların sıcaklık, nem ve su kaynaklı birçok tahribatından ötürü duvarlarda yıkılma tehlikesi oluşuyor. Bunun için de restorasyondaki temel etik ve ilkeleri izleyerek devam ettik. O da özgün malzeme ve özgün yöntem ve tekniklerle ilerlemek. Bunun için de onarımda özellikle kerpiç malzeme kullanmamız gerekiyordu. Bunun için küçük köydeki tahrip olmuş yıkılan kerpiç evlerden kerpiçler toplandı ve özgün kerpiçlerin boylarına göre kesildi. Daha sonrasında yine Çatalhöyük’te kullanılan, özgün harçla onarımları sağlandı. Bunun yanı sıra duvarlardaki çatlakların tahrip olması nedeniyle, sıvaların onarımında çeşitli çalışmalar yapıldı.
RkJQdWJsaXNoZXIy MjIxMTc=